KONGRE HAKKINDA

“Şehir ve Felsefe”

Şehrin bağrından çıkan felsefi düşünce, hayata, olan-bitene, varolana, dünyaya yönelik farklı bir bakışı ifade etmektedir. Şehir, sadece felsefeye değil, insani olan her şeye zemin oluşturmaktadır. Şehir kavramı, şehrin ne olduğu üzerine oldukça geniş bir literatür bulunmaktadır. Ancak şehir ve felsefe ilişkisi üzerine bugün bir kez daha düşünmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Peki neden böyle bir ihtiyaç gündeme gelmiştir? Felsefe ile şehir ilişkisi defalarca ele alınmışken, neden böyle bir kongre düzenlenmeye ihtiyaç duyulmuştur? Felsefi düşüncenin şehir yaşamına ait olduğu zaten bilinmektedir. Felsefi düşüncenin olgunlaşması için, kültürün olgunluk düzeyine ulaşması gerekmektedir. Kültürün en önemli taşıyıcısı da dildir. Dil sanatla –özellikle şiirle-, dinle, politikayla yoğrularak belirli bir olgunluğa ulaşır; bu olgunluğun kendini gösterdiği en üst düzey felsefi düşünmedir. Felsefe dilin, konuşmanın ve yazının, ulaşabileceği en olgun düzeydir. Dil felsefeyi, felsefi düşünceyi taşıyan yegane unsurdur. Felsefenin dili de kültürle ve kültürün şekillendiği temel mekan olan şehirle ve şehirde bu olgunlaşmayı gerçekleştirir. Şehir felsefi düşüncenin kendine bir yaşam ve ifade alanı bulduğu yerdir. Felsefe hem şehirle ilişkisinde sanatla, dinle, politikayla zenginleşerek hem de bütün bu alanlar üzerine bir düşünme etkinliği olarak kendini şehirde ortaya koymuştur. Felsefe şehrin çocuğudur. Kültürün kendini ifade ettiği en iyi yer olan şehir felsefenin de doğup şekillenmesine zemin oluşturmuştur. Bu nedenle şehir üzerine düşünmek ve şehir ile felsefe ilişkisini ortaya koymak için uluslararası bir kongre düzenlemekteyiz. Şehir ve felsefe ilişkisi söz konusu olduğunda, şu sorularla hesaplaşmak gerekmektedir: Günümüz dünyasında şehirlerde düşünmenin ya da özlü düşünmenin ortaya konması mümkün müdür? Şehir yaşamı felsefi düşünceye zemin oluşturmaya devam edebilir mi? Şehirlerin mimarisinin düzenlenmesine veya şehir planlamasına felsefeden, felsefi bakıştan ne gibi katkılar gelebilir? Çevre sorunları karşısında nasıl bir şehir planlamasından söz edilebilir? Yerellik ve ulusallık ilişkisinde şehirlerin yeri nedir? Örnek bir şehir yapılanması olabilir mi? Devlet-vatandaş ilişkisinde şehirlerin konumu nasıl olmalıdır? Şehre dair yeni perspektifler nelerdir? Şehirdeki politik yaşam nasıl ele alınabilir? Bir şehir politikasından söz edilebilir mi? Şehir ve sanat ilişkisi nasıl olacak? Şehrin estetik organizasyonundan söz edilebilir mi? Şehrin üyelerinin birbirleriyle ilişkileri üzerine ne söylenebilir? Şehrin tarihinden ne anlamamız gerekir? Dinsel yaşamla şehir hayatı arasındaki bağ üzerine ne söylenebilir? Hukuk söz konusu olduğunda şehrin önemi nedir? Bütün bu sorularla hesaplaşmayı denemek ve şehir ve felsefe ilişkisine yeni ve farklı bakışlar ortaya koyabilmek için “Şehir ve Felsefe” başlıklı bir kongre düzenlemeyi uygun gördük.